13 Ocak 2010 Çarşamba

Seçime Giderken...

(Yazının aslı http://www.devrimcidemokratplatform.org/goerueler/139-secime-giderken.html adresindedir. )

Sevgili meslektaşlarımız,

EMO’da yeni bir seçim sürecine girmiş bulunmaktayız. Ankara Şubesi’nin seçim tarihi henüz ilan edilmemiş olsa da Diyarbakır, Kocaeli ve Samsun şubeleri bu hafta sonu genel kurullarını gerçekleştirdi. DEMOKRAT MÜHENDİSLER tek liste ile katıldıkları genel kurullardan başarıyla çıktılar. Şubat ayı sonuna kadar da tüm şubeler genel kurullarını tamamlamış olacak. Mart sonu itibariyle de EMO Genel Kurulu yapılacak ve yeni yönetimlerimizle yola devam edeceğiz.

Küreselleşme balonu patladı!

Son Genel Kurulumuzdan bu yana aradan geçen iki yıllık döneme, ABD merkezli başlayan ve kısa zamanda tüm dünyaya yayılan küresel kriz damgasını vurdu. Krizle birlikte kapitalizmin sembolü haline gelmiş dev şirketler ve bankalar birbiri ardına battı. Yıllarca ekonomiye devlet müdahalesine karşı çıkan liberal zihniyet, yüzünü yeniden devlete dönerek, iflastan kurtulabilmek için kamu kaynaklarına göz dikti.

Yaşadığımız bu derin kriz, kapitalist sistemin özünde yer alan kâr hırsının ve aç gözlülüğün ürünüdür. Daha fazla sömürü ve tüketim anlayışının, ekonomik ve toplumsal ilişkilerde yarattığı tahribat insanlığı sonuçları giderek daha da ağırlaşan krizlere sürüklemektedir. Son iki yıldır yaşanan kriz sonucunda dünya çapında milyonlarca kişi daha işsizlik ve yoksullukla yüz yüze geldi.

1980’li yıllardan beri uygulanan neo-liberal program, ekonomik krizlerin toplumsal maliyetlerinin artmasına neden olmaktadır. Eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik gibi hakların kamu kaynaklarıyla karşılandığı sosyal devlet ilkesinin terk edilmesi, işsizlik ve yoksulluğun anlamını da genişletmiştir. Eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik gibi en temel insan hakları ticarileştirilmiş, parası olmayan geniş halk kesimleri haklardan dışlanmıştır. Birbiri ardına satılan kamusal varlıklar gibi, kamu hizmetleri de ticarileştirilmiştir.

Neo-liberal zihniyetin en azgın temsilcisi olmakla övünen AKP iktidarı, bugün ortaya çıkan işsizlik ve yoksulluk düzeninin sorumlusudur. Kendileri ve yakın çevreleri giderek zenginleşirken, halkın büyük bir kesiminin yaşam mücadelesi içerisinde kıvranmasını seyreden AKP Hükümetinin geleceği de kendinden öncekilerden farklı olmayacaktır.

Özelleştirme can yakmaya devam ediyor!

Küresel kapitalizmin dünyadaki krizi özelleştirme uygulamalarını kısmen yavaşlatmıştır. Dünyanın değişik coğrafyasındaki özelleştirme karşıtı mücadelelerde kısmi başarılar elde edilmişse de son otuz yılda hızlı bir özelleştirmeye tanık olduk. Hızlı özelleştirmeler sonucu; dünyada yoksulluk arttı, gelişmiş ülkeler ile yoksul ve geri kalmış ülkeler arasındaki uçurum derinleşti. Bu süreç ülkemizde de benzer bir seyir izledi. 1980’lerin başında otuz milyar dolar olan dış borç bugün beşyüzmilyar dolarlar seviyesinde, sendikalaşma oranı tarihimizin en düşük döneminde, sosyal güvencesiz/kayıt dışı çalışma neredeyse olağan hale geldi. İşsizlik ve yoksulluk giderek artıyor. Bu durum toplumun alt kesimlerinde büyük umutsuzluk ve çöküş yaratıyor. AKP, bütün pervasızlığıyla özelleştirmelere devam ediyor. Bütün olumsuzluklara karşın özellikle Güney Amerika’da bırakalım özelleştirmeyi seri kamulaştırmaların yaşanması gelecek açısından bizleri umutlandırıyor.

EMO Ankara Şubesi’nin özelleştirmelere karşı ısrarlı bir mücadele tarzını benimsemiştir. Ankara genelinde sekreterliğini yürüttüğü Özelleştirme Karşıtı Platform emek ve demokrasi güçleri açısından bir mücadele merkezi olarak önemini korumaktadır.

Bugün tek başına özelleştirmeye karşı olmak yetmemektedir. Bu mücadelede yeniden kamusallaştırmayı öne çıkarak bir söyleme ihtiyaç vardır.

Demokratik bir ülkede eşit ve özgür bireyler olarak bir arada yaşamı savunalım!

Türkiye toplumu içerisinde derin bir düşmanlık ve kin yayılıyor. 1984-2000 yılları arasındaki sıcak çatışmanın yaşandığı dönemde bile Türkiye’de yaşayan değişik etnik ve dinsel kökene sahip insanlar birbirlerine böylesine düşman olmadılar. Bugün ise, ülkenin çeşitli yerlerinde basın açıklaması yapmak isteyenler linç edilmeye çalışılıyor. Kapatılan DTP’nin Genel Başkanı taşınacağı yeni evine sokulmuyor. Selendi’de Roman vatandaşlara uygulanan ayrımcılık ve tehcir Türkiye’deki linç kültürünün egemenler tarafından nasıl körüklendiğinin en çarpıcı göstergesidir.1980 öncesinde tanık olduğumuz milliyetçi/faşist ve muhafazakâr aktörler yeniden sahne almaya başlıyorlar. Tıpkı geçmişte Maraş’ta vb. yerlerde yaşanan olayları anımsatan katliam provaları yapılıyor.

Geçtiğimiz 86 yıllık süreçte bir takım zaaflarına karşın değişik inanç kesimleri arasında önemli bir yapıştırıcılık görevi gören lâiklik uygulaması değiştiriliyor ve eğitimin her kademesi 'ılımlı İslam’a göre şekilleniyor. Dinsel ayrımcılık tarihimizde hiç olmadığı kadar körükleniyor.

Bu ülkenin vatandaşları etnik kökeni dolayısıyla dışlanıyor, inançları nedeniyle aşağılanıyor.

Bu ülkenin demokrat insanları olarak bütün bu olan bitene karşı çıkmalıyız. Bulunduğumuz her yerde 'demokratik bir ülkede eşit ve özgür bireyler olarak bir arada yaşamı’ savunmalıyız.

AKP demokratikleşmeyi sağlayabilir mi?

AKP bir yandan din iman ticareti yaparken diğer yandan küresel efendilerin talimatlarını bir bir yerine getiriyor. İkinci Dünya Savaşı sonrası ABD’nin küresel hegemonya kurmasının bir aracı olarak içinde Türkiye’nin de bulunduğu ülkelerde komünizmle mücadele etme adına oluşturduğu (İtalya’da Gladio, Türkiye’de Kontr Gerilla vb. adlar altındaki faşist örgütlenmeler) derin ilişkiler Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından işlevsiz kalmış ve birçok Avrupa ülkesinde tasfiye edilmişlerdir. Ülkemizde yaşanan birçok karanlık olayın (Kahramanmaraş, Çorum vb katliamlar başta olmak üzere birçok faili meçhul cinayet) sorumlusu da bu derin ilişkilerdir. Ülkemizdeki demokratik gelişmelerin önünü tıkayan, insan hakları ihlalleri yapan bu yapılanma, Güneydoğu’da yaşanan sorunları bahane ederek durumdan vazife çıkarıp uzunca bir süre daha varlığını sürdürmüş/sürdürmektedir.

AKP’nin bütün bunları bahane ederek başlattığı ve Brezilya dizisine dönüşen Ergenekon Operasyonları işin özüne dokunmayıp muhaliflerini yok etme ve sindirme operasyonlarına dönüşmüştür. AKP, son attığı adımlarla da eski derin ilişkilerin yerine yeni derin ilişkileri kurmaya başlamıştır. Diğer bir deyişle; AKP, mevcut vesayeti bir başka vesayetle meşrulaştırmak için çaba göstermektedir. ABD işbirlikçiliğinin avantajlarını ve takiyecilikteki ustalığını da kullanarak bütün bunları yaparken, mevcut durumu fırsat bilerek ülke içinde kendine muhalif olan tüm odakları bir bir yok etmektedir. Devletin zirvesinde köşe kapmaca oynanmakta ve şimdilik bu köşe kapmacada AKP bir adım önde görünmektedir.

AKP muhalefet istemiyor!

AKP, elindeki iktidar gücünü kullanarak tüm devlet kurumlarını (Anayasa Mahkemesi, YÖK, TRT vb tüm kurumlar) ele geçiriyor. Bir yandan eski ilişkiler tasfiye edilirken diğer yandan devletin tüm kurumları 'ılımlı İslam’a uygun olarak yeniden şekillendiriliyor. AKP, muhtarlık seçiminden Kanarya Sevenler Derneği seçimine, Futbol Federasyonu Seçiminden YARSAV seçimine kadar her yere müdâhil oluyor ve devlet olanaklarıyla tüm kurumları ele geçirme çabası içerisinde. Bu konuda geçmiş sağ iktidarlarla kıyaslanamayacak kadar da 'başarılı.’ Bu yolla hükmedemediği kurumlara da baskılar uygulanıyor. Tüm demokratik kazanımlar ve demokratik mevziler birer birer yok ediliyor. Yargı bağımsızlığı ortadan kalkmış durumda. Yargı, emir komuta zinciri içerisinde hareket ediyor. En küçük bir hak talebi şiddetli baskıya maruz kalıyor. Ülke adım adım tezgâhlanmakta olan örtülü faşist bir yönetime doğru gidiyor.

Yeni hedef TMMOB ve diğer meslek kuruluşları mı?

Devlet Denetleme Kurulu, Anayasa’nın 108. Maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı’na bağlı olarak oluşturulmuş ve kamu kurumları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve sendikalara yönelik inceleme, araştırma ve denetleme yapmakla görevlendirilmiş bir kurumdur.

Devlet Denetleme Kurulu, 22 Mayıs 2008 tarih ve 107 sayılı yazısıyla içlerinde TMMOB’nin de bulunduğu meslek örgütlerinin incelenmesine karar verildiğini TMMOB’ye iletmiştir. İlgi yazıda, "Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının daha iyi ve etkin bir şekilde hizmetlerinin yürütülmesi”, inceleme gerekçesi olarak sunulmuştur. Gelir-gider durumundan muhasebe sistemine, personel istihdamından üye kayıt işlemlerine, çalışma raporlarından genel kurul tutanaklarına kadar birçok bilgi incelenmek üzere çeşitli zamanlarda Kurul’a gönderilmiştir.

Nihayet 28 Eylül 2009 tarihinde "Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları'nın Teşkilat ve Mali Yapıları, Denetimleri, Organlarının Seçimlerine Dair Esasların Değerlendirilmesi ile Bunların Etkin ve Verimli Şekilde Hizmet Yürütmelerinin ve Geliştirilmelerinin Sağlanması Amacıyla Alınması Gereken Tedbirler" başlıklı bir rapor Devlet Denetleme Kurulu tarafından yayınlanmıştır.

Kendisi 799 sayfa ve beş bölümden, ekleri 1062 sayfadan ve toplam 1861 sayfadan oluşan raporun toplam 41 sayfadan oluşan özeti 16 Ekim 2009 tarihinde, TMMOB'ye göndermeden basına gönderilmiştir.

Raporla ilgili olarak Türk Tabipler Birliği, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, Türk Eczacılar Birliği ve Türk Diş Hekimleri Birliği’nin yaptığı ortak açıklamada öne çıkarılan noktalar şöyledir.

Raporun 16 Ekim 2009 tarihinde ANKA ajansı tarafından haberleştirilerek kamuoyuna yansımasıyla iki nokta öne çıkmıştır:

  1. Meslek örgütlerinin ideolojik-politik organizasyonlar gibi hareket etmeleri ve

  2. Kuruluş amaçları dışında kâr amaçlı organizasyonlara benzemeleri.

Bu durum haberde aşağıdaki biçimde ifade edilmiştir: "Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu (....) meslek kuruluşlarının politize olduğunu, ideolojik faaliyet içinde bulunduklarını savunarak gerçek işlevlerine kavuşturulmaları gerektiğini bildirdi".

Meslek örgütleri olarak deneyimlerimiz, sendikalara yaklaşım, muhalif olduğu düşünülen odaklara yönelik hukuk tanımaz tavırlar ve özel olarak halen Türk Tabipleri Birliği nezdinde Sağlık Bakanlığı'nın denetleme girişimi göz önüne alındığında raporun hedefi konusunda endişelerimiz artmaktadır. Daha açık söylemek gerekirse Rapor'un diline hâkim olan söylemin meslek örgütlerini "öteki" olarak konumlandıran bir yönü olduğunu, meslek örgütlerini kamuoyu nezdinde karalamak amaçlı sistemli bir faaliyetin sürdürüldüğünü düşünmekteyiz.

Meslek örgütleri olarak bilançolarımız dâhil bütün mali ve diğer etkinliklerimiz açık olup kâr amaçlı organizasyonlar olarak kamuoyuna tanıtılmayı reddediyoruz. Cumhurbaşkanlığı gibi en ciddi ve özenli yaklaşımın bekleneceği bir kurum adına hazırlanan raporun toptancı yaklaşımını kurumsal kimliğimize yönelik saldırı olarak görüyoruz.

Hatırlatmak isteriz: Bizler 1980 sonrası yakın tarihimizin her türlü baskıcı, insan haklarını çiğneyen, örgütlenmeyi ezen, demokratik hakları bastıran iktidarlarına karşı mücadele eden örgütleriz.

Bizler, mesleki sorumluluklarımızla halkın yararını buluşturmaya çalışan örgütleriz. O nedenle depremlerden nükleer santrallere, selden işkenceye, 2B arazilerinden kentsel dönüşüme, demokratik bir Anayasa talebinden Susurluk'a-kontrgerillaya... halkın örgütlü kesimleri olarak duyarlılığımıza denk düşen tutumlar aldık, görüşler açıkladık.

Kurul'un "çözüm önerileri"nin meslek örgütlerinin mesleki hak ve yararlar ile toplumun yararını buluşturan çizgiyi yürütmek amaçlı yaptıkları lobi, eylem, propaganda çabalarını siyaset yapmak şeklinde nitelendirerek meslek kuruluşlarını politize etmek olarak değerlendirilmesi, endişelerimizin haklılığını açıklıkla göstermektedir. Bu etkinlikler demokratik bir ortamın gereğidir.

Öte yandan meslek örgütlerinin mevcut seçim sistemlerinin anti demokratik olduğu vurgusu ve çözüm önerisi olarak nispi temsilin dillendirilmesi dikkat çekicidir. Bu ifadeler Türk Diş Hekimleri Birliği'nin kanunlarında yapılması gereken çok fazla değişiklik varken bugünlerde sadece seçimlerine yönelik bir değişiklik önerisinin TBMM'ye sunulması ile "anlam" kazanmaktadır. Oysaki meslek örgütlerinde demokratik bir yapılanmanın oluşması 1982 Anayasası ve ilgili kanunlar ile meslek örgütleri üzerinde kurulmuş ve bugün de devam etmekte olan vesayetçi ve anti demokratik uygulamaların son bulması ile mümkündür.

Söylemek isteriz: Meslek örgütlerinin etkinleştirilmeleri, geliştirilmeleri için atılacak her adımın öznesi olduğumuz, içinde yer alacağımız bilinmelidir. Bunun yolu meslek örgütlerini "etkin ve verimli bir yapıya dönüştürmek için çözüm önerileri" adı altında ideolojik olarak sorgulamaktan ve ortadan kaldırmaktan değil, Türkiye'nin demokratikleştirilmesiyle birlikte bunu içine sindiren idarelerden, hükümetlerden geçmektedir.

Bir biçimde kurumsal kimliğimize yönelik her türden baskıya karşı birlikte hareket edeceğimizi, Türkiye'nin demokratikleşmesi için dün olduğu gibi bugün de bedel ödemeye hazır olduğumuzu kamuoyuna ilân ederiz.”

TMMOB ve diğer meslek örgütleri AKP’nin meslek birliklerine yönelik operasyonuna karşı söylenmesi gerekenleri söylemiştir.

AKP’nin TMMOB ve diğer meslek kuruluşlarından neden rahatsız olduğu açıktır. Dikensiz gül bahçesi isteyenler elbetteki TMMOB’nin emekten, demokrasiden ve barıştan yana tavrından rahatsız olmaktadır.

AKP kimi muhalefet odaklarını bağımlı yargıyla, kimi muhalefet odaklarını parti kapatmayla, hak isteyen işçileri biber gazıyla, eşit parasız ve demokratik eğitim isteyenleri jopla bastırırken meslek kuruluşlarına da yanlı raporlar ve 'nispi temsil’ düşmektedir.

Cumhurbaşkanlığı meslek kuruluşları seçiminde neden nispi temsili savunuyor?

AKP’nin hükmedemediği az sayıdaki kuruluştan birisi de TMMOB ve Odalarıdır. Yıllardır tüm kamu olanaklarını 'Meslekte Birlik’ yandaşlarına seferber etmiş olmalarına karşın şube seçimlerinde başarılı olamamaktadırlar. Buraları da 'ele geçirme’nin yolu olarak nispi temsili görmektedirler. Hatta bu konuda yasa taslakları da ortalıkta dolaşmaktadır. (Nitekim benzer yaklaşım “ele geçirme” çabalarında bugüne kadar başarılı olunamayan bir diğer meslek örgütü olan Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın ilgili 3568 Sayılı yasasında değişiklik yapılarak uygulamaya konulmuştur. Değişiklik getiren 5786 Sayılı Kanun TBMM’de 10/7/2008 tarihinde kabul edilmiş ve 26/7/2008 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. SMMMO’nun bu dönem yapılacak seçimlerinde uygulanacak olan bu değişiklikle Kurulların seçiminde ve Delege seçimlerinde nispi temsil uygulaması getirilmiştir. Aslında tek başına 2008 Temmuz'unda gerçekleştirilmiş bu düzenleme bile Mayıs 2008’de start verilmiş olan Cumhurbaşkanlığı-Devlet Denetleme Kurulu’nun niyet ve yöneliminin ne olduğuna açıklık getirmektedir.)

İlk bakışta demokratikmiş gibi görünen bu yaklaşım pek çok açıdan sakıncalı ve tuzaklar içermektedir. Şöyle ki;

TMMOB ve Odaların seçim sistemi birey hukuku üzerine kuruludur. Grup hukuku geçersizdir. DEMOKRAT MÜHENDİSLER veya MESLEKTE BİRLİK vb grup isimleri semboliktir. Siyasi partilerde olduğu gibi bir yerlerde kayıtlı değillerdir (Örneğin İlçe Seçim Kurulu vb). Seçimde aday olan bireyler yan yana gelip bir dayanışma sergilemektedirler. Bireyler seçime katılmakta ve en çok oy alan bireyler seçimi kazanmaktadır. Seçilen bireyler kendi arasında görev dağılımı yapmaktadır. Dolayısıyla daha çok oy alan birey yerine daha az oy alan bireyin seçilmesi ne kadar demokratiktir?

Seçimlerde meclis değil icra organı seçilmektedir. İcra organlarında ise içsel uyum önemlidir. Sözde demokrasi adına eklektik yapılar ortaya çıkarmak kurumsal işleyişi zedeler. TMMOB ve Odalarında meclisler yoktur. Sadece Yönetim, Denetleme ve Onur Kurullları vardır.

İkinci ve en tehlikeli nokta ise; sadece aynı meslekten olmaktan dolayı üye oldukları meslek kuruluşunda bireyler belli kalıplara sıkışmaya zorlanmaktadır. A grubundan olmak veya B grubundan olmak gibi. Eğer bu türden uygulamaların önü açılırsa gruplar doğal olarak siyasal partilerin desteğini almak için X partililer ve Y partililer seçeneklerine zorlanacak ve meslek odalarının bağımsız duruşları kaybolacaktır. Bu da bir meslek kuruluşunun asli işlevinden uzaklaşması ve X partisi desteğiyle seçilenlerin X partisi politikalarını savunmak zorunda kalmasını getirecektir. Bu da meslek örgütlerini “ideolojik politik yapılar olmaktan kurtarma” kılıfı altında bütünüyle siyasi güdümlü hale sürüklemenin önünü açacaktır. Meslek örgütleri, asıl o zaman, kısır siyasi güdülenmeye teslim edilmiş ve mesleğe - üye sorunlarına yabancılaşma sürecine girmiş olacaktır.

EMO Ankara Şubesi Genel Kurul Süreçleri

1970’lerde TMMOB’de ve Odamızda etkili olan devrimci çizginin 12 Eylül müdahalesinin yarattığı tahribatla kesintiye uğratılmasına bağlı olarak MESLEKTE BİRLİK yönetiminin 1988 yılında Şubemizde iktidara getirilmesi üzerine bu saldırıyı püskürtmek amacıyla bir araya gelen devrimci-demokrat unsurlar ve bileşenler EMO ANKARA ŞUBESİ DEVRİMCİ DEMOKRAT PLATFORMU’nu oluşturmuşlardır. O dönemde EMO Ankara Şubesi’nin yanı sıra İMO Ankara Şubesi ve Makine Mühendisleri Odası Ankara Şubelerini de ele geçirmiş olan MESLEKTE BİRLİK kendilerine “Sıra merkezlerde ve TMMOB’de” diyerek hedefler çizmekteydiler. Bu nedenle Şubemizin 1990 yılında Meslekte Birlik Yönetiminden geri alınmasını başaran bu yapı, Odamıza ve TMMOB’ye yönelik saldırı heveslerinin kırılmasında önemli bir rol oynamış olmanın yanı sıra o tarihten bu yana Odamızın demokratik bir mevzi olarak korunması, başarısının sürdürülebilmesine katkılarını sürdüre gelmiş ve bu olumlu gelişmelerin sürekliliğinin güvencesi olmuştur.

Şubemizin 1990’da kurtarılmasından bu yana; DEMOKRAT MÜHENDİSLER adı altında bir ortak yürüyüşün örülmesi, bunun programlarının oluşturulması ve hayata geçirecek adaylarımızın Genel Kurullardan seçilerek yetki almasının becerilmesinin arkasında toparlayıcı ve yönlendirici güç olarak hep bu platformumuz kesintisiz çaba göstermiştir.

EMO ANKARA ŞUBESİ DEVRİMCİ DEMOKRAT PLATFORMU, EMO Ankara Şubesi’nin bir meslek örgütü oluşunun gereklerini gözeterek demokratik bir yapı olarak işleyişinin geliştirilip güçlendirilmesini ve korunmasını sağlamak üzere değerlendirmeler yapmak ve şube organlarının sağlıklı işleyişini yönlendirici çalışmalar yapmak üzere Şube kapsamındaki (belirlenmiş ilkeleri benimsemiş) devrimci demokrat üyelerin katılımı ile oluşmuş bir yapıdır. Platformun çalışmaları, şubenin dönem içi çalışmalarını ve genel kurul çalışmalarını kapsamaktadır.

Ortaklaşa belirlenen amaç ve ilkeleri benimseyen her üye, hiçbir ayrıcalık, üstünlük veya kısıtlama olmaksızın eşit haklara sahip bireyler olarak platforma katılmaktadır.

Platform çalışmalarında, eleştiri-özeleştiri temelinde, her üyesinin eşit ve özgür söz hakkı kullanmasına olanak yaratılır. Kararların oluşturulmasında ikna yöntemi uygulanır; katılım, ortaklaşılma-paylaşma, benimseme esas alınır. Olağan süreçleri sonunda oluşturulan kararlar herkes için bağlayıcıdır, uygulanmasında sorumluluk yükler.

Meslek alanındaki sorunlara örgütlü biçimde müdahale edilmesinin ülke genelindeki demokrasi mücadelesine güç katacağı ve ülkemizdeki demokratik gelişmelerin de mesleğini yapabilmenin alt yapısını geliştireceği bilinciyle sağlıklı siyasi etkileşimlere olanak yaratılır.

Platformun bileşenleri olarak sürece katılan gruplar ve siyasal oluşumlar, çalışmalara aktif olarak kattıkları ve etkiledikleri bireyler üzerinden üretme - çalışma süreçlerine katkıları ölçüsünde kendini yeniden üreterek çoğalabilecek ve etkinliğini artırabilecektir. Siyasi kökene göre değil, çalışmalara aktif ve yapıcı katılımlara göre bir kapsayıcılık gözetilmektedir.

Küreselleşmenin ve onun ülkemizdeki uygulamalarının emekten yana güçleri etkisizleştirici ve marjinalleştirici etkileri ve buna karşılık emekten yana tüm güçlerin ortaklaşılan yanları - zeminleri geliştirici - güçlendirici tutumlar içine girmelerine duyulan ihtiyaç gözetilerek platformda ortaklaşılan yanların geliştirilmesi ve bununla ülke genelindeki ortaklaşılma çabalarına katkı konulması önemsenir.

Platform, şubenin çalışmalarına ilişkin politikalar oluşturulmasına, bu politikaların hayata geçirilmesine aktif katkıda bulunur. Şube çalışmalarına ilişkin önerilerini ve eleştirilerini Şube Danışma Kurulu’nda dile getirir.

Odanın her kademesinde çalışacak üyelerin yetişmesine, deneyim ve birikimlerin ortak kullanıma sunulmasına olanak yaratıcı ortamın oluşturulmasını hedefler.

Şube Genel Kurul sürecinin politika ve çalışmalarının belirlenmesinde, bunların hayata geçirilmesinde görev almasının yanı sıra sağlıklı bir Şube Yönetim Kurulu’nun oluşturulması ve Şube Genel Kurul seçimlerinin kazanılması yönünde çalışmalar yapar.

DEVRİMCİ DEMOKRAT PLATFORM bu yapılanması ve çalışması ile Şubemizin Meslekte Birlikten geri alınmasının örgütlendiği 1990 yılından beri şubemizin demokratik bir mevzi olarak korunması ve güçlendirilmesinin güvencelerini oluşturmaktadır. Ayrıca bu durumun bütün EMO örgütlülüğü düzeyinde de olumlu etkileşimlere vesile olduğu ve örgütümüzün önüne açılım seçenekleri ürettiği bilinmektedir.

1992 yılından beri DEMOKRAT MÜHENDİSLER kendi aralarında bir demokrasi şöleni olarak ÖN SEÇİM yapmaktadırlar. DEVRİMCİ DEMOKRAT PLATFORM da diğer grup ve kümelenmeler gibi ÖN SEÇİM sürecinde adaylar önermektedir. Bilindiği gibi de bugünkü EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu dâhil son dokuz dönem EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulları DEVRİMCİ DEMOKRAT PLATFORM’un desteklediği adaylar arasından sizlerin de desteğiyle seçilmişlerdir. Bunu gözeterek söyleyecek olursak; EMO’nun ve şubemizin böylesine kıvanç verici bir noktaya gelmesinde DEVRİMCİ DEMOKRAT PLATFORM’un yıllar boyu sürdürdüğü çabalarının önemli katkıları bulunmaktadır.

Bu çabalar sürdürülürken kendi yapılanması ile sınırlı kalmaksızın tüm demokrat üyelerin de katılmaya çalışıldığı bir ortak-birlikte yürüyüş oluşturma çabası içinde olunduğu bilinmektedir. Bu ortak yürüyüşün örüldüğü en önemli platform olarak da EMO Ankara Şubesi DANIŞMA KURULU’nun önemi hiç gözardı edilmemiş, geliştirilen program ve çözümlerle DANIŞMA KURULU’nun sağlıklı ve verimli çalışması yönlendirilmeye çalışılmış, üretilenlerin DANIŞMA KURULU üzerinden Şubemizin tüm demokrat unsurlarının katılımı-desteği ve paylaşımı ile oluşturulması işleyişi bugüne kadar kararlılık ve içtenlikle sürdürülmüştür.

Platformumuz örgüte karşı sorumluluklarının gereğini yerine getirerek şubemizin sağlıklı bir şekilde Genel Kurula taşınması sorumluluk ve çalışmalarını sürdürmektedir. Genel Kurul ortamının DEMOKRAT MÜHENDİSLER arasında yapay ayrımlara neden olmadan bütünlüklü bir şekilde geçmesi için DEVRİMCİ DEMOKRAT PLATFORM çaba içerisindedir.

Biz DEVRİMCİ DEMOKRAT PLATFORM olarak 1988 yılından beri oluşturduğumuz programları paylaşarak örgütümüzden yetki almakla örgütümüz ve demokrat üyelerimizle bir akit yaptığımızın-karşılıklı taahhütlerde bulunma ilişkisi kurduğumuzun farkındayız. DEVRİMCİ DEMOKRAT PLATFORM olarak yıllardan beri olduğu gibi örgütümüzle yaptığımız bütün akitlerimizin-programlarımızın arkasındayız. Yetersiz ve eksik kalınan konuları da işletilen eleştiri özeleştiri işleyişinin süzgecinden geçirerek kazanılan dersler ve deneyimlerle aşarak geleceğe gelişmeler-değişimler olarak taşımaktayız. Bu taahhütlerimizi yerine getirmek üzere ortak bir yürüyüşe koyulduğumuz bazı unsurların bu yürüyüşün yükünü taşıyamamaları, yürüyüşümüzün dışına düşmeleri halinde bile platform kurumsal yapısının verdiği güç ve potansiyelle bu olumsuzlukların aşılması- saptanan hedef ve programların hayata geçirilebilmesi ve sürekliliğinin güvencesi olmuştur.

Son iki yıllık döneme bakıldığında görünen resim aşağıdaki gibidir.

  • EMO Ankara Şubesi, gerek mesleki aktiviteleri gerekse ülke ve meslek sorunlarının tespiti ve çözümüne yönelik yaklaşımıyla gerek diğer EMO birimlerinde gerekse diğer TMMOB ve meslek kuruluşlarında kabul görmektedir. Geçtiğimiz yıl yapılan EMO Olağanüstü Genel Kurulu (Yönetmeliklere yönelik), Yetkin, Yetkili Mühendislik Kurultayı, Ücretli Çalışan ve İşsiz Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Kurultayı, Kadın Mühendisler Kurultayı EMO Ankara Şubesi’nin fikri varlığını hissettirdiği ve kabul gördüğü etkinliklerdir.

  • EMO genelinde en çok teknik eğitim EMO Ankara Şubesi’nde düzenlenmiştir,

  • EMO genelinde en çok teknik toplantı, sempozyum, çalıştay vb. EMO Ankara Şubesi’nde düzenlenmiştir,

  • EMO genelinde borcu olmayan az sayıdaki şubeden birisi de EMO Ankara Şubesi’dir,

  • Geniş bir coğrafyaya yayılmış olmasına karşın etkinlikleri hemen hemen tüm Anadolu coğrafyasına yaymayı başarmıştır,

  • EMO genelinde EMO’ya karşı mali yükümlülüklerini yerine getiren az sayıdaki şubeden birisi de EMO Ankara Şubesi’dir,

  • EMO genelinde en çok basın açıklaması yapan, en çok TV/radyo programına çıkan şube EMO Ankara Şubesi’dir,

  • TMMOB Ankara birimleri içerisindeki birlik ve dayanışmanın göstergesi olan Ankara İl Koordinasyon Kurulu sekreteryası EMO Ankara Şubesi’ndedir,

  • Özelleştirme Karşıtı Platform'un (ÖKP) Ankara'daki çalışmaları aktif olarak EMO Ankara Şubesi marifetiyle yürütülmüştür,
  • Ankara’daki emek ve meslek birliklerini bir araya getiren platformlar EMO Ankara Şubesi çabası ile gerçekleşmiştir,

  • Üyesi ile bağı en güçlü birim EMO Ankara Şubesi’dir,

  • Doğrudan demokrasi ve katılımcılığın en önemli ayağı olan DANIŞMA KURULU’nun en düzenli toplandığı birim EMO Ankara Şubesi’dir.

  • Gerek etkinliklerin yapılması gerekse karar alma süreçleri açısından en şeffaf olan birim yine EMO Ankara Şubesi’dir.

Şubemizin bütün bu çalışmalarında DEVRİMCİ DEMOKRAT PLATFORM fikri desteğinin yanı sıra yükü omuzlayarak fiili destek de vermektedir.

Hatırlanacağı gibi 2008 yılı ön seçimlerine tüm olumsuz hava koşullarına karşın 1450 üyemiz katılmış ve DEVRİMCİ DEMOKRAT PLATFORM’un desteklediği adaylar DEMOKRAT MÜHENDİSLERİ temsil etmek üzere seçilmişlerdir.

1992 yılından 2008 yılına kadarki dokuz ön seçim çoğunluk esasında yapılmıştır. Ancak bu yıl ön seçime yönelik tartışmalar geçmiş yıllardakinden bir hayli farklı bir seyir izlemektedir.

DEVRİMCİ DEMOKRAT PLATFORM dışında kalan tüm gruplar 1992 yılından beri ortaklaşa geliştirdiğimiz ve uyguladığımız Ön Seçim yöntemine itiraz etmekte ve “Nispi Temsil” önerisinde bulunmaktadır. Yukarıda Cumhurbaşkanlığı’nın yaptığı Nispi Temsile yönelik çalışmaya yönelik eleştirilerimiz aynen bu önermeleri yapan arkadaşlarımız için de geçerlidir.

Neden DDP dışındaki tüm kümeler Ön Seçimde Nispi Temsil istemektedir?

Bunun en önemli nedeni DEVRİMCİ DEMOKRAT PLATFORMun etkisinin EMO Ankara Şubesi ile sınırlı kalmayıp tüm EMO genelinde artmasıdır. Son bir yıl içerisinde merkezi düzeyde gerçekleştirilen Yönetmeliklere yönelik Olağanüstü Genel Kurul, Yetkin-Yetkili Mühendislik Kurultayı ve Ücretli ve İşsiz Mühendisler Kurultayı DEVRİMCİ DEMOKRAT PLATFORMun fikri hegemonyasını hissettirdiği ve yönlendirici olduğu etkinlikler olarak gerçekleşmiştir. Bu etki artışı EMO’daki üye ile bağı olmayan salt seçim ittifaklarıyla yönetimlerde kalmayı başarı sayan geleneksel yapıları rahatsız etmektedir.

Geçtiğimiz dönemlerde özellikle Ön Seçim süreçlerinde EMO Ankara Şubesi’ne yönelik taciz ve mesnetsiz saldırılara tanık olduk. Bunların tümü kargaşa ve kaos ortamı yaratarak Ön Seçim’den karlı çıkmaya yönelik nafile çabalar olarak kalmıştır. Bugün de benzer saldırıların olacağına yönelik ip uçları verilmektedir. EMO Ankara Şubesi’ni karalamaya yönelik çabalar artık Ön Seçim süreçlerinin olağan görüntüleri haline gelmiştir.

Yıllardan beri gelişmeleri ve çalışmaları kendi birikim ve yeteneklerimizin düzeyi ile sınırlamaksızın yeteneği, isteği ve zamanı olan herkesin katkısına açık platformlar oluşturma anlayışı ile herkesi kucaklayıcı çabalar içerisinde olduk. Bunu daha ileri götürerek EMO’nun bir meslek ve mücadele örgütü olarak üstlendiği görevleri gözeterek EMO’nun çalışmalarını ve mücadelesini, EMO’nun bugününü ve geleceğini kucaklayacak kadroları kazanmanın ve yetiştirmenin acil bir görev haline geldiğine dikkat çekmekteyiz.

Kişi ve grupların en geniş katılımına olanak veren ortamı oluşturma niyet ve uygulamaların rahatlığı ile de “kapsayıcılık siyasi kökene göre değil, çalışmalara aktif ve yapıcı katılıma göre şekillenmelidir” görüşünü hep birlikte paylaştık. Yani “Odamızda etkinlik sağlama iddiasında olan herkes, çalışma-çözüm üretme süreçlerine katkısı ölçüsünde kendini yeniden üreterek çoğaltabileceğini ve etkinliğini artıracağını bilmelidir” demekteyiz. Bu anlayış ekseninde Odayı taşıyan bir Oda pratiği yaşanmakta, bu süreçte kimlerin nasıl davrandığına ilişkin karşılıklı sınamalar, bilgi birikimleri, deneyimler oluşmaktadır. Odamızın bir hafızası, tarihi şekillenmektedir.

Dönem içinde kendilerine de açık olan ve katkılarını bekleyen çalışmalara yeterince katkı koymayan, Şubemizin demokratik işleyiş süreçlerine yeterince ilgi göstermeyen bazı kişi ve grupların Genel Kurul ortamlarında ortaya çıkarak inisiyatif kapmaya çalıştıkları bilinmektedir.

Bu unsurlar, içinde yeterince yer almadıkları (bir anlamda kendi kendilerini dışladıkları), haklarında olumlu kayıtlar oluşması şansı vermedikleri Şube tarihini, demokratik işleyişleri-yapılanmaları, değerleri inkâr ederek, işlemez kılarak işe koyulmaktadırlar. İki dönemden beri Şubemizin içine çekilmeye çalışıldığı yapay gerilimlerin esas olarak böyle bir tutumdan kaynaklandığı kolaylıkla görülebilmektedir. Dönem boyunca ortalıkta görünmeyen bu unsurların bu genel kurulda yine atağa geçmiş olmaları dikkatle izlenmelidir.

Dönem içi çalışmalarına katkıları üstünden kendilerini benimsetebilecekleri, destek toplayabilecekleri bir referansları olmadığından önlerini açabilmek uğruna sürecin yükünü omuzlamış ve/veya bundan sonrasında da omuzlayabilecek olan sağlıklı-yapıcı unsurları yıpratmaya, karalamaya, yaralamaya, saf dışı bırakmaya yönelik yöntemlere başvurmaktan geri durmadıkları görülmektedir. Bu tutumlarıyla, örgüte ne kadar zarar verecekleri ve pusuda bekleyen kesimlerin değirmenine ne sular taşıyacaklarını umursamadıkları kaygıları uyandırmaktadırlar.

Bu unsurlarda devrimci, demokrat, çağdaş, emekçi, ilerici, özgür… sözcüklerine sahipleniliyor olmasının EMO’da her kapıyı açmaya yetiyor olacağı varsayımıyla, örgütü yönetme hakkını peşinen kazanmış saydıkları, adaylıklarının örgüt için öpülüp başa konulası bir nimet olduğu ve kendileri aday oldu diye örgütün kendilerini seçmek zorunda olduğu gibi düşüncelerin etkin olduğu görülmektedir. Örgütün ve üyelerin onlar hakkındaki gözlem, düşünce ve değerlendirmelerinin fazla bir önemi bulunmamaktadır. Bu düşüncelerin, çok kolaylıkla, örgütü, üyeleri kendilerini seçme dayatmasına ve tehdidine dönüşebileceği akıllardan uzak tutulmamalıdır.

Mantıkla fazla bağdaşmayan bu tutumları, ülkemizde marjinalleşen solun iktidar olma açlığını tatmin için, bari EMO’da iktidar olma hırs ve kolaycılığının kışkırttığı gözden uzak tutulmamalıdır.

Belirtildiği gibi dönem içi çalışma-katılım olanaklarını kullanmayıp; demokrasiyi, katılımcılık ve kapsayıcılığı sadece seçimlere ve organlarda yer almaya indirgemektedirler. Bu dar bakışla da “iktidardakilerin” yani DEVRİMCİ DEMOKRAT PLATFORMun ve Yönetimde görev üstlenmiş temsilcilerinin demokrat olduklarını göstermek için yönetimde kendilerine yer verilmesi gerektiğini ileri sürüyorlar. Yönetimi, örgütün görevlerini yerine getirebilmesi ve geliştirilmesi için bütünlüklü-tutarlı bir çalışma-hizmet yeri olmak yerine bir paylaşım alanı olarak görüyorlar. İsteklerini sıralarken kendileri sınırsız sorumsuz davranabilirken; “iktidardakileri” ise bu ölçüsüz isteklerini karşılamada sınırsız sorumlu tutuyorlar. Örgütümüzün devrimci demokrat kimliğinin korunabilmesi ve geliştirilmesi yönünde demokrat mühendislerin ortak yürüyüşünü örmek üzere yıllar boyu ortaklaşa geliştirilmiş yapılanmaları, yöntem ve gelenekleri, bunlara işlerlik kazandıran yönergeleri “iktidardakileri iktidarda tutmanın araçları” gibi göstermeye yöneliyorlar.

Oysa üyelerimiz, gelişmeleri yakından izlemekte, sorgulamakta ve örgütümüze verilen hizmetlere, bu hizmet ve çalışmaları üretenlere sahip çıkmakta, destek olmaktadır. DEVRİMCİ DEMOKRAT PLATFORM, bu desteğin ifadesi olarak yıllardan beri etkin bir güç olagelmektedir. DEVRİMCİ DEMOKRAT Mühendisler tarafından yaratılan ortaklaşa değerlerin sahiplenilmesi, korunması, geliştirilmesi ve bu durumun sürekliliğinin güvencesi olarak algılanması bugün DEVRİMCİ DEMOKRAT PLATFORM Oda işleyişinde etkin bir güç olarak yaşatmaktadır.

DEVRİMCİ DEMOKRAT üyelerimiz yıllardan beri genellikle seçim dönemlerinde kimi göstermelik gerekçelere tutunarak ortaya çıkan bazı yapay ayrılıklara, bu ayrılıkçı unsurların sonraki süreçlerdeki tutarsızlıklarına ve istikrarsızlıklarına tanıklık etmektedir. Bunlara itibar etmediğini de ortaya koymaktadır. Örneğin yapılmış önseçim sonuçları da bu tavır alışın bir ifadesi olarak okunmalıdır.

Hatırlanacağı gibi 2008 yılındaki Ön Seçime tüm olumsuz hava koşullarına rağmen, DEVRİMCİ DEMOKRAT PLATFORM, NAR ÇİÇEĞİ Koalisyonu ve ÖZGÜRLÜKÇÜ MÜHENDİSLER’in desteklediği adaylar katılmıştır. Ön seçimde DEVRİMCİ DEMOKRAT PLATFORMun desteklediği adaylar ortalama % 56, NAR ÇİÇEĞİ Koalisyonu % 33 ve ÖZGÜRLÜKÇÜ MÜHENDİSLER ise % 11 oy almışlardır.

Bu dönem yine kimi unsurların Şubemiz yönetiminde söz sahibi olma arayışlarına tanık olmaktayız. Bu unsurların örgütün kendilerine yeterince itibar etmeyişi engelini aşabilmek için ön seçimde “nispi temsil uygulanmalıdır” teziyle ortaya çıktıkları görülmektedir.

Nispi temsil istenmesinin en önemli nedenlerinden birisi de DEVRİMCİ DEMOKRAT PLATFORMun % 56 gibi yüksek bir oy oranına ulaşmış olmasıdır. Bu oy oranından dolayı kendilerine bir şey çıkmayacağını anlayanlar koro halinde aynı öneride bulunmaktadır. (Öneri kabaca: Gruplar yarışsın, her grup aldığı oy oranında Yönetim Kurulu üyesi çıkarsın şeklindedir) Oysa üyeler birey olarak aday olmaktadırlar. Tüm ön seçim süreçlerine bakıldığında seçilenlerin her birinin oyunun farklı farklı olduğu görülecektir. Grup adıyla ön seçime girildiğinde bireysel tercih ortadan kalkacak ve üye Ön Seçim’de adaylar arasında tercih yapamayacak ve mutlaka bir grubu tercihe zorlanacaktır. Hele hele bu gruplarda belli parti isimlerini çağrıştırır şekilde olursa (ki böyle grup isimleri vardır) üyeler bu parti iz düşümlerinden birini tercih etmiyorsa kendini dışlanmış hissedecektir.

Oysa bizim gibi demokratik meslek örgütlerinde ortak davranma kültürü; üye, örgüt ve ülke sorunlarına bakış açıları üstünden şekillenmektedir.

Biz DEVRİMCİ DEMOKRAT PLATFORM olarak şubemizin bu tür yapay kamplara bölünmesine karşıyız.

Biz, örgütümüzün demokratik bir mevzi olarak korunması ve daha da güçlendirilmesi çabamızı sürdürmekte kararlıyız. Bu nedenle örgütümüzün bütün demokrat unsurları ile ördüğümüz ortak yürüyüşümüz örgütümüzün geliştirilmesi için sürdürülecektir. EMO’nun etkinliğinin artırılması sorumluluğunun hala platformumuzun bileşenlerinin omuzlarında olduğunun bilincindeyiz. Bu yüzden ÖN SEÇİM sürecine de DANIŞMA KURULU içerisindeki tüm unsurlarla birlikte gitmekten yanayız.

Üyelerimizin örgütlerine sahip çıkma sağ duyusu ile yıllardan beri güven ve istikrarın güvencesini oluşturan bu yürüyüşün içerisinde geçmişte olduğu gibi bugün de bizlerle birlikte yer alarak örgüte karşı duyduğumuz sorumluluklarımızı paylaşacağına inanıyoruz.

Mühendislik alanı büyüyor, şubemizi ve odamızı büyütmeye devam ediyoruz!

Son otuz yılda gerek teknolojik alanda yaşanan gelişmeler, gerekse küreselleşme sürecinin yarattığı etkiler tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de Mühendislik Mesleğinin giderek yaygınlaşmasına neden olmuştur. Bu gelişmeye paralel olarak Odamız üyesi Mühendislerin de hem sayısı hem de çeşitliliği hızla artmaktadır. Geçtiğimiz dönemde altını en fazla çizdiğimiz konu EMO'nun sadece 'Elektrik Mühendisleri’nin örgütü olmadığıydı. Odamıza kayıtlı tüm mühendislik dallarının tüm sorunlarına eşit oranda sahip çıkan, her bir üyesinin tüm sorunlarına çözümler üreten, mesleğimizi koruyup geliştirmek için var gücüyle mücadele eden bir Oda Kültürü yaratabilmek için mücadele ettik ve bundan sonra da bu doğrultudaki mücadelemizi arttırarak sürdüreceğiz.

Geçtiğimiz dönemde söz verdiğimiz üzere, “Üyeleriyle Barışık Çözüm Üreten Bir EMO” yaratabilmek amacıyla iki yıl içerisinde Şubemizin mekânsal olanaklarını genişletip, personel sayımızı arttırdık. Üyelerimize daha hızlı hizmet verebilmek için genişlettiğimiz “Teknik Büromuz” ve eğitim faaliyetlerimizin düzenli işleyişi için “Eğitim Merkezimiz”le çok daha verimli bir oda-üye ilişkisi kurmak yolunda büyük adımlar kat ettik.

Şubemiz, geçtiğimiz dönem içerisinde üyelerimizin büyük desteğiyle oldukça büyük işlerin altına imzasını koymayı başardı. İç Anadolu Enerji Forumu, Bilgisayar ve Elektronik Mühendislikleri Forumları, EEBBM Ulusal Kongresi, Kamu Girişimciliği Çalıştayı ve Ağ ve Bilgi Güvenliği Sempozyumu gibi bir dizi etkinliği başarıyla gerçekleştiren Şubemiz, gerek mesleki gelişmeleri takip edip yönlendiren, gerekse Kamusal alandaki politikalara müdahale edebilen dinamik bir örgüt olma kimliğini pekiştirmiştir.

DEVRİMCİ DEMOKRAT PLATFORM dışındaki diğer demokratik yapılanmaları kendi rakibimiz ve altedilmesi gereken unsurlar olarak görmüyoruz. Aksine bu yapılanmalarla şubemizi ve Odamızı bir adım daha ileri götürecek ortak çalışmalar yapabileceğimiz arkadaşlarımız olarak görüyoruz. DEVRİMCİ DEMOKRAT PLATFORM'un hedefi Şube Genel Kurulu’ndan DEMOKRAT MÜHENDİSLER’in başarıyla çımasıdır.

Bunun için ortak bir çalışma programı çerçevesinde bizimle birlikte yürümek isteyen tüm grup, küme, yapılanma ve bireylere kapımız açıktır.

Sevgi ve dostlukla,


DEVRİMCİ DEMOKRAT PLATFORM

Hiç yorum yok: