E-muhtıra, darbe yanlısı “sivil güçler”, bunlara tepki olarak İslamcı refleks gösterenlerin tartışmalarıyla, “tank-takunya” ikilemine sıkıştırılmış bir seçim süreciydi 22 Temmuz 2007. Demokrasinin, insan haklarının, işsizliğin, yoksulluğun, açlığın konuşulmadığı, laik-antilaik kutuplaşmasıyla tank paletleri altında ezildik. Sonuçta da seçmenin oyunun %47’sini alan AKePe, bir 5 yıllığına daha iktidar olmayı garantiledi.
Bu destekle kendine güveni artan üçüncü AKePe Hükümeti, kendinden öncekilerden hiçbir fark göstermeyerek neoliberal politikaları sürdüreceği sözünü 60. Hükümet Programı’yla pekiştirdi. Başbakanın deyimiyle “take off”a, kalkışa geçen Türkiye, neden hâlâ BM İnsani Kalkınma Raporu’na göre 2002 yılında 85. sırada iken 2006 yılında 92. sıraya geriledi, nedenleri açıklanmadı. Başbakan bunu açıklamadı ama turizmde dünya genelinde en fazla gelir elde eden ülkeler arasında sekizinci, en çok turist çeken ülkeler arasında dokuzuncu olduğu tespitini net bir şekilde ortaya koydu. 2006 yılında ülkemize gelen 19 milyon turist ve 17 milyar dolarlık turizm geliriyle övünen, 2013 yılındaki turizm gelirlerini 40 milyar dolar olarak belirleyen 60. Hükümet bugün Gayri Safi Milli Hâsıla (GSMH) içerisinde Ar-Ge’ye ayrılan payın % 0.76 olduğunu söylemekten neden kaçındı, anlaşılabilir değil. Üstelik turizm gibi üretim eksenli olmayan bir gelirin bütçenin ana bileşenlerinden biri olması ve üretime ayrılması gereken enerji, konsantrasyon ve sübvansiyonların turizm için kullanılması bu hükü
Öyleyse şimdi siz de kemerlerinizi bağlayın. 60. Hükümet’in programıyla “take off”a, kalkışa geçiyoruz:
1- Özelleştirmelere Devam
“Devlet, millete hizmet için vardır” ilkesini benimsediğini iddia eden Başbakan, bu iddiasını haklı çıkarmak için olacak ki (!) kamuya ait ne kadar teşekkül varsa bunları satmaya devam edeceği taahhüdünde bulunuyor. Bir yandan eğitim ve sağlığın temel insan hakkı olduğuna inandığını söylüyor, bir yandan da sosyal güvenlik-sosyal yardım-sosyal hizmet şemsiyesinin merkezi bir organizasyonda birleştirilmesiyle ilk adımı atılan ve mezarda emeklilik uygulaması olan Genel Sağlık Sigortası (GSS) ve türevleri ile sağlığın özelleştirilmesinin bu dönem tamamlanacağını söylüyor. Kamuda çalışanların özlük ve ekonomik haklarına değinmeden, o kadar özelleştirmeye rağmen dış borç toplamının neden 400 milyar doları aştığını açıklayamayan Başbakan, AKePe’nin kamuda kadrolaştığı iddialarına asla değinmiyor. Personel harcamaları payının bütçe harcamaları içindeki payının arttırıldığını söyleyip kamuda çalışanlara % 2’lik bir zammı reva görmek samimiyetle uyuşmayan bir tutumdur.
2- Ar-Ge Yatırımları
2013 yılındaki turizm gelirlerini 40 milyar dolar olarak belirleyen 60. Hükümet, Ar-Ge’ye kaynak ayırmaya sıra geldiğinde ise oldukça cimri davranıyor ve Ar-Ge harcamalarının 2013 yılındaki GSMH içerisindeki payının % 2 olacağını vaat ediyor. Şu an % 0,76 olan Ar-Ge payının % 2’ye çıkması için ise “Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansları”na, “uluslar arası ileri teknoloji şirketlerinin Türkiye’de Ar-Ge merkezleri açması”na bel bağlıyor. Bu sektördeki ucuz ve esnek işgücünü uluslar arası tekellere peşkeş çekeceği sözünü veren Başbakan, “Tosun Paşa” filmindeki “Yeşil Vadi” ile “Silikon Vadi”yi karıştırmış olacak ki, sadece yasal düzenlemelerle bu sorunun ortadan kalkacağını zannetmektedir. Bu alana yönelik hiçbir politika geliştirmeden, örneklerine sadece totaliter rejimlerde rastlayabileceğimiz gibi, salt “Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerinin desteklenmesi için kanun tasarısı” hazırlamak ve bunun en az yarısının özel kesim tarafından karşılanabilmesi için her türlü önlemi alarak Türkiye’nin bir 5 yıl daha bilimden uzak bir bakış açısıyla, günü kotararak idare edileceğini göstermektedir. Çünkü 2002 seçimlerindeki tek vaadi olan “duble yol” projesiyle “trafik canavarları”nı azdıran, toplu taşımaya destek veriyor görünerek “hızlı tren” katliamına zemin hazırlayan ikinci AKePe Hükümeti yaptığı asfalt yolun kilometre hesabını rakam rakam verirken, Ar-Ge faaliyetlerine bu dönem ayrılan payı bile açıklama cesaretini kendinde bulamadı. Ar-Ge’ye yönelik politikalardan bahsetmeyen bu hükü
3- Telekomünikasyon
Bu ülkede yaşayan insanların vergileriyle bu güne kadar yatırım yapan, alanında tek olması sebebiyle tekel konumunda olan ve 2005 yılında yok pahasına, 5.5 milyar dolara Türk Telekom’u satan AKePe Hükümeti, telekomünikasyonda tekelin kaldırıldığını iddia ediyor ve bu alanda yaratılan özel tekel ile övünüyor.
23 milyon olan cep telefonu kullanıcısının 2006 sonunda 54 milyona çıkmasıyla övünüyor, 1999 depreminden sonra uygulamaya konulan % 15’lik özel iletişim vergisiyle tahsil edilen paraların nerelere harcandığını veya bu verginin akıbetine dair somut bir açıklama yapmıyor.
2002 yılında 4 milyon olan bilgisayar sayısının 2006 yılında 8 milyona çıkmasıyla övünüyor, (devlet dâhil) bu bilgisayarlar sayesinde Microsoft’a ne kadar lisans bedeli ödendiğini açıklamıyor. Kişi başına düşen milli geliri oldukça düşük olan Türkiye’de korsan yazılım piyasasının bilerek veya bilmeden “sübvanse” edildiğinin ayırdına varmıyor çünkü açık kaynak kodlu yazılımın adı bile anılmıyor 60. Hükümet Programı’nda.
4- Üniversite Eğitimi
Üniversitelerde okuyan gençliğin tek sorununun “türban” olduğu tespitini yapıp eğitimin niteliği, barakalarda eğitim verilmesi, laboratuarların yetersizliği, staj yapan öğrencilerin ekonomik ve sosyal güvencelerinin olmaması vb. sorunları görmezden geliyor 60. Hükümet. YÖK’ün 12 Eylül darbesiyle oluşan baskıcı ortamın sürekliliğini sağlayan bir kurum olduğu sorunsalını kabul etmek yerine “özgürlük” mücadelesini salt türbanla sınırlamaktadır. Oysa ki üniversiteli gençliğin, ta ilkokuldan başlayarak, kendini ifade etmesinin önündeki engeller sorgulanmalı, “bilimsel, demokratik ve anadilde eğitim” talepleri pratik ve teorik argüman ve olanaklarla desteklenmelidir. Bütün bu sorunlara rağmen “gecekondu üniversiteler” açarak eğitim sonrası sertifikasyon ihtiyacını her defasında ifade eden sermayeye hizmet etmektedir.
5- Sözün Kısası
Velhasıl Türkiye’nin “take off”a, kalkışa geçtiği kelimenin tam anlamıyla bir masaldır. Yazının başındaki “kemerlerinizi bağlayın” uyarısı yerindedir. Çünkü “kemerleri sıkmak” için bir 5 yıl daha buna ihtiyacımız olacak…
Ömürhan SOYSAL
08.10.2007
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder